Kayıtlar

ERGONOMİ NEDİR?

 Ergonomiye kısaca " fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması süreci " diyebiliriz. Günümüz endüstri çağındamakine-insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis vs. gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılıyor. Öyle ki artık sadece fiziksel çevrenin ergonomisinden değil, doğrudan insanın zihnine seslenen bilgisayar yazılımları, Internet, web dizaynı vs. gibi öğelerin de insana uyumundan (Zihinsel algılama, kolay kontrol edebilme ve yönlendirebilme açısından) bahsedebiliyoruz.   Bu anlamda ergonomi, birçok bilimsel disiplinin ortak çalışma alanı olan (Başta mühendislik, mimarlık, tıp, fizyoloji, anatomi, psikoloji, sosyoloji olmak üzere) bir yaklaşımlar bütünüdür. Tüm bu bilimsel disiplinler ortaklaşa bir insana uyumlaştırılmış ideal makine-çevre sisteminin arayışı içindedirler. Elbette ki bu arayışın temel amacı, sadece insanın kendisiyle barışık uyumlu bir çevrede yaşaması değil, en önemli üretim faktörü olan insangü...

ANTROPOMETRİ NEDİR?

Antropometri; insan vücudunun boyutları ile ilgilenen özel bir bilim dalı olup, Yunanca’da “insan” anlamında kullanılan anthropos ve “ölçüm” anlamında kullanılan metron kelimelerinden türetilmiş olup, antropometri, vücudun belli bölümünün hareketsiz durumu, ağırlık merkezi ve hacim gibi vücudun belli fiziksel özellikleri ve boyutları ile ilgilenen bilim dalı şeklinde tarif etmek de mümkündür. Başka bir ifade ile antropometri; insan vücut ölçüleri ve vücut hareketlerinin mekanik yönleri ile bu hareketlerin frekans ve sınırları gibi insan vücut özellikleri ile uğraşan bir bilim dalıdır. Tasarlanacak sisteme veya mekâna ilişkin kullanıcının gereksinim duyduğu donanımın, aygıtların, yakın çevresinin tasarlanmasında etkili olan, hareketli ve/veya hareketsiz durumda vücut ölçülerinin, kapasitelerinin bilimsel ölçüm metotları kullanılarak saptanması amaçlanır. Vücut ölçümleri genellikle iki son nokta arasında kalan mesafenin ölçümü şeklinde tanımlanmaktadır. Antropometrik ölçümler alını...

SAĞLAMLIK: YAPI NASIL AYAKTA DURUR?

Bir yapının en önemli kısmı strüktürü ya da onu ayakta tutan sistemdir. Strüktür yeni bir çerçeve ya da kılıf yaratmaktan daha fazla bir şeydir. Seçilen malzemeler ve bunların kütleselliği ya da maddeselliği çağrıştıracak şekilde biraraya getiriliş biçimleri bir kültürün kendisine ve tarihle ilişkisine dair sahip olduğu bakış açısının bir parçasıdır. Bilimsel olarak anlamadan çok önce hepimiz dayanaksız nesnelerin düz bir doğru üzerinde aşağıya doğru yada tam söylemek gerekirse dünyanın merkezine doğru düşecekleri konusunda açık bir kavrayışa sahip oluyoruz. İşte bu durum mimari strüktürün özüdür. Mimarlık algımızın bir kısmı kuvvetlerin yapılarda nasıl ele alındığının empatik çözümlemesiyle uğraşmak zorundadır.  Dikme ve Lento      Strüktürün başlangıcı hangi malzemeden olursa olsun duvardır. Ama duvarlarla çevrili bir odada ışık ve görüş olmadığı için bu duvarın açılması gerekir. Bu açığın üzerindeki bloklar ya da tuğlalar yerçekimine karşı desteklenmelidir ve bu y...

SANAT EĞİTİMİ VE TASARIMDA TEMEL DEĞERLER

AHMET ÖZOL Sanat eğitiminde, sanata ait değerlerin irdelenmesi ve analiz edilmesiyle, elemanların ve ilkelerin öğretim esasları da belirlenmiş oldu. Nokta, çizgi, doku, renk vs. gibi elemanların sanat eğitiminin temel ve alt değerleri olarak, anlatım olanaklarının yaratıcı çalışmalarla ele alınması, çağdaş sanat eğitimine yeni bir boyut getirmiştir. Sanat eğitiminin yapılanmasındaki başlangıç güçlüklerinin aşılmasında ve görsel zenginliğin yaratıcı nitelikler gözetilerek geliştirilmesinde, sanatın içsel bileşkesinden gelen çıkarımlardan yararlanmak gerekmektedir. Bu noktadan hareketle, bireyi güven duygusu içinde ve sanatın temel verilerini değerlendirerek geliştiren bir sistemin içi doldurulmaktadır. Kitabın ve konuların tasarlanmasında; sanatın temel eğitimi aşamasında, iki boyuttan üç boyuta kadar yorumlanan değerlerin önemli, noktalarının bilgi ve eleştirisi gözetilerek düzenlemeye gidilmiştir. Bu kitap, sanatın diğer alanlarına ve grafik tasarımcılarına da temel alt yapı oluş...

MİMARİDE GÜN IŞIĞI

Gün ışığı sürekli olarak değişir. Buna karşın daha önce ele aldığımız diğer mimari elemanlar kesin olarak belirlenebilir. Mimar kütlelerinin ve boşlukların boyutlarını kesinleştirebilir, binanın ne tarafa doğru yönlendirileceğini tayin edebilir, yapı malzemelerini ve onları kullanış şekillerini belirleyebilir. Diğer bir deyişle daha tek taş yerini koyulmadan binanın niteliklerini ve niceliklerini kesinlikle tanımlayabilir. Tek kontrol edemediği gün ışığıdır. Gün şığı sabahtan akşama, günden güne hem yoğunluk hem renk bakımından farklılık gösterebilir. böylesine kaprisli bir faktör ile nasıl çalışılır? Bu faktör sanatsal olarak nasıl kullanılır? Öncelikle ışık miktarındaki değişimler dikkate alınmayabilir. Çünkü ancak aletlerin yardımıyla ölçülebilen bu değişimlerin çoğu zaman farkına varmayız. İnsan gözünün uyum yeteneği şaşırtıcı ölçüde fazladır. Parlak güneş ışığı, ay ışığının 250.000 katı yoğunolabildiği halde Gündüz vakti ve gece ay ışığında aynı biçimleri görürüz. Kış vakti bey...

ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMINDA GESTALT TEORİSİ UYGULAMASI

Çevremizde kullanmamız gereken yüzlerce ürün var. Ürünleri yeniden kullanmayı öğrenmek zorunda kalabiliyoruz ve bu noktada ürünü tasarlayan tasarımcıya büyük iş düşüyor. Çünkü ürünü öğrenip kullanmada tasarımı büyük bir öneme sahiptir. 1) ALGI: Dış dünyaya ilişkin bütün bilgileri duyum ve algı yoluyla elde ederiz. Duyum izlenimle algı arasında bulunan bir bilinç olgusudur. İzlenim duyumdan önce, aldı duyumdan sonra gerçekleşir. 2) GESTALT ALGI TEORİSİ: Gestalt Teorisi bir psikoloji teorisi gibi görünse de, görsel algının nasıl gerçekleştiği, algılamada nelerin etken olduğunu açıklamaya çalışmıştır. Gestalt Teorisi Bauhaus okulu sanatçıları tarafından kabul görmüş ve Temel Tasarım dersinin alt yapısını oluşturmak üzere tasarım alanına uygulanmıştır. Gestalt Teorisi'ne göre bütün parçalardan oluşur, ancak parçalar tek tek bütünü yansıtmazlar. 3) ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMINDA GESTALT TEORİSİ: Endüstriyel tasarımcılar insan ve insan gruplarının yaşam ...

MİMARLIĞIN ÖYKÜSÜ

LELAND M.ROTH İçinde yaşayıp çalıştığımız inşa edilmiş çevrenin tarihini ve anlamını nasıl yorumlayacağımızı biyiyor musunuz? Mimarlığı, insan etkinliğinin fiziksel kabı olarak görünen Leland M. Roth, bizi insan yapısı fiziksel çevreyi nasıl "okuma"mız gerektiği konusunda aydınlatıyor. Mimarlığın Öyküsü yapıları ayakta tutan strüktürel özellikleri, yapı formlarının karmaşık evrimini inceleyen tarihsel bir kitap olmaktan, çok, çevrenin üzerimizdeki fiziksel ve psikolojik etkilerini gerçekleştirme biçimlerini, yapının taşıdığı tarihsel ve simgesel mesajları ve insanları yapı yapmaya zorlayan sanatsal itkinin özelliklerini ele alıyor. "Mimarlık yalnızca bir barınak ya da koruyucu şemsiye değil, aynı zamanda insan etkinliğinin ve özleminin fiziksel kaydı, bize bırakılmış kültürel kalıttır. Mimarlık yazılı tarih ve yazın gibidir. Onu üretmiş insanlara dair bir kayıttır ve onlarla aynı şekilde okunabilir.